Sosyal Medya Kullanıcıları "Güvenmiyor"

En son güncellendiği tarih: 3 Mar 2019

Her geçen gün artan kullanıcı sayısıyla sosyal medya hayatımızın her alanında çoktan girdi bile. Alışverişimizi onunla yapıyor, arkadaşlarımız ve ailemizle onun sayesinde konuşuyoruz hatta fikirlerimizi onunla paylaşıyoruz. Peki bunlar bizim için ne kadar sorun teşkil ediyor.


Her yıl We are social ve Hootsuit tarafından hazırlanan sosyal medya istatistiklerine göre yaklaşık 80 milyon nüfusa sahip Türkiye’de 54.3 milyon internet kullanıcısı ve 51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı var. Geçen yıllara göre karşılaştırdığımızda ise bu sayının 3 milyonluk bir artış gerçekleştirdiğini görüyoruz. Aynı araştırmanın bir başka verisine baktığımızda ise internette toplam 7 saat vakit geçiren kullanıcılar geçirdikleri zamanın 2 saat 24 dakikasını sosyal medyada değerlendiriyorlar. Bu oranlara bakıldığında Türkiye’nin ciddi bir sosyal medya kullanıcısı olduğunu görülüyor. Bu konudaki en büyük soru ise; bu kadar yüksek sosyal medya kullanım oranlarına sahip olmamıza rağmen ona ne kadar güveniyoruz, güvenmeliyiz?


Ne kadar güveniyoruz?

Dijital Age dergisi tarafından 2018 yılı için yaptırılan araştırmaya göre insanlar sosyal medyaya yeterince güvenmiyor. Yayınlanan verilere göre %49’luk bir kitlenin sosyal medyayı aktif olarak kullanmasına rağmen kendilerini hiç güvende hissetmediklerini söylediğini ve %51’lik bir kitlenin ise teknolojinin bu alandaki gelişme hızından endişe duyduğunu belirtiyor.

Anadolu Üniversitesi Basın-Yayın Bölümü 3.sınıf öğrencisi Tuğçe Rümeysa Keleşoğlu sosyal medyada daha önce alışveriş yapmadığını bunun sebebini ise buradan alışveriş yapmaya güvenmediği şeklinde açıkladı. Aynı bölüm öğrencisi Mehmet Salih İlhan ise “Daha önce sosyal medya da alışveriş yapmıştım. Yaptığım bu alışveriş sırasında kartımdan parayı çekmelerine rağmen ürünü göndermediler. Benimde bu olaydan sonra sosyal medyaya karşı güvenim sarsıldı.” dedi. Üniversite öğrencisi Murat Utku Çınar ise sosyal medyada yaptığı alışveriş sırasında dolandırıldığını ve sipariş ettiği ürün yerine başka bir ürünün teslimi gerçekleştiğini söyledi.


Yaşanan krizler kişisel haklarımızı etkiliyor.

İnsanlar sosyal medyaya karşı güven kaybettiklerini, etkileşimlerini azalttıklarını söyleseler de bu çok doğru değil. Yaşadığı krizlerden sonra bile sosyal medya platformu Facebook’un kullanıcı sayısında ciddi bir azalma olmadı. Tam tersi bir yönde kullanıcı sayısında bir artış yakalamış bulunmakta. 2.2 milyar kullanıcı sayısıyla bir ülke hatta imparatorluk gibi hareket eden Facebook yaşadığı krizden sonra kullanıcı sayılarını arttırmaya devam ediyor. Kişisel verilerimizin elden ele dolaştığı kabul edilse de bu bizi çok etkilememiş gibi gözüküyor.



Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Avukat Fikret İlkiz kişisel verilerimizin işlenmesinin kanunlara bağlı olduğunu ifade etti. İlkiz “ Özellikle 1982 Anayasanın 19. Maddesinde sorduğunuz soruyu karşılamak üzere; kişilerin verilerinin gizliliği ya da verilerin korunması hakkında kişi özgürlüğü ve güvenliğine bir ekleme yapılmıştır. Bu anayasal bir korumadır. Zaten dünya üzerinde de özellikle Kıta Avrupası’nda yapılan çalışmalar bakımından kişisel verilerin gizliliği esastır. Bunların kuralları vardır ve bu kurallara baktığınız zaman verilerin elde edilmesi, verilerin kullanılması, verilerin işlenmesi gibi kavramlar kanunlara, bir başka deyişle hukuka bağlıdır. Bu da kişi özgürlüğü ve güvenliğinden hareketle kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak için kabul edilmiş olan önleyici tedbirlerdir. Hem dünyada hem de Türkiye’de özellikle kişisel verilerin korunması ile ilgili kanunun kabul edilmesinden sonra bu konuyla ilgili bir kurum dahi kurulmuştur.” dedi.

Tüm dünyayı derinden sarsan Facebook skandalı, birçok sosyal medya kullanıcısında güvensizliğe neden oldu. Böyle bir skandal ile birlikte “Otorilerin skandallara tepkisi ne oldu?” sorusu akıllara geldi. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Elemanı Araş. Gör. Dr. Çağdaş Ceyhan, otoritelerin facebook gibi skandallara tepki vermediğinden bahsetti. Ceyhan “Dijital otoreterizmin yükseldiğine dair ilk bulgular ortaya çıkmaya başladı.” dedi. “Hükümetler sert bir şekilde denetlenebiliyor. Hesaplar kolayca kapatılabiliyor. Hesapların kapatılamadığı durumlarda ise manipülasyon yapılıp, fake hesap açılabiliyor. Yankı odaları ile birlikte yoğun duygusal tepkilerin özellikle ırkçı tepkilerin yoğunlaştırılarak verilmesi kolaylaştırılıyor.” şeklinde konuştu.


“Avrupa sınırları içerisinde yalan habere en fazla maruz kalan ülkelerden biriyiz”

Oxford Dictionaries’in 2016 yılının kelimesi olarak seçtiği gerçeklik ötesi anlamına gelen Post- truth kavramına da değinen Ceyhan “Gerçeklik ötesi bir çağda yaşıyoruz. Sesi gerçek olmadan da taklit edebiliyoruz yani konuşmadığımız şeyleri yayınlayabiliyoruz fakat yaşadığımız çağ post- truth çağı mı? Post- truth dönemsel bir alan mı? bu konuda ben de emin değilim.” ifadelerini kullandı. Yalan haberler konusunda sosyal medyada oldukça dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Çağdaş Ceyhan, haberleri okuyucuların doğrulamaları gerektiğini dile getirdi. Haber doğrulamada asgari teknik bilgiye sahip olunması ve sosyal medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Sosyal medyada yer alan haberlere şüphe ile bakılmasının ve teyit sitelerinin sıklıkla takip edilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı. 2010’larda ki özgürleştirici potansiyeli olan sosyal medyanın yerini daha kısıtlayıcı bir mecraya bıraktığını söyleyen Çağdaş Ceyhan “Sosyal medya eskisi kadar özgürlük alanı sunmuyor.” dedi. Ceyhan “Özgürleştirici potansiyellerin ortaya çıkması için toplumsal hareketlerin yalnızca dijital alanda değil daha meşru bir şekilde günlük hayatta da yer alması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Düşüncelerimizi güven içinde dile getirebiliyor muyuz?

Sosyal medyada alışveriş yapmaya güvenmemize rağmen alışveriş yapıyor, kişisel verilerimiz el değiştirse bile kullanmaya devam ediyoruz. Hatta yalan haberlere maruz kalsakta en çok onların peşinden koşuyoruz. Peki, düşüncelerimizi güven içinde dile getirebiliyor muyuz?

Türkiye ve Sosyal medya kitabının yazarı Onur Yazıoğlu Türkiye’de ciddi bir kutuplaşma olduğunu ve herkesin kendi grubun düşüncesini savunmak adına karşısını dinlemeden saldıraya geçebileceğini belirtiyor. Son dönemde açılan anonim hesaplara dikkat çeken Yazıcıoğlu, ortamı etkileyenlerin bu hesaplar olduğunu dile getiriyor. Yazıcıoğlu “İnsanlar sosyal ve siyasal konularda yorum yapmaktan kaçınıyor bununla birlikte anonim hesaplarda artış oluyor. Genellikle anonim hesaplarda bu konuda daha sık paylaşım yapıp, tetiklediğini görüyoruz. Çoğu insan görüş bildiriyorsa diğer insanlarda onların peşinden gidiyor.” diyor.

0 görüntüleme

©2019 by Onur Kenar. Proudly created with Wix.com