Reklam Fotoğrafçılığının Yeme-İçme Davranışımıza Etkisi

En son güncellendiği tarih: 3 Mar 2019

Evde otururken onlarca, yürürken yüzlerce, sosyal medyada binlerce reklama maruz kalıyoruz. Bunların neredeyse hepsinde görseller olanca ağırlığıyla kullanılıyor.



Ustaca hazırlanmış tabaklar. Profesyonelce çekilmiş fotoğraflar. Mükemmele yakın bir sunum. Beslenme alışkanlıklarımız her geçen gün değişmeye devam ediyor ve bunlar beslenme alışkanlıklarımız üzerinde büyük bir etkiye sahip.


Fotoğrafları gören yemeden duramıyor

Yeme-içme sektörünün görselleri daha fazla kullanmasıyla birlikte satışlarında artış yakalaması pek çok irili ufaklı firmanın da kendini yenilemesine neden oldu.

Metro ve Konda iş birliğiyle hazırlanan 31 ilde, 2 bin 713 kişiyle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen Yeme İçme Değerleri ve Alışkanlıkları Araştırması’nın verileri bu senenin başında yayınlandı. Verilere baktığımızda dışarıda yemek yiyenler arasında yüzde 65’lik kesim dikkat çekiyor. Dışarıda en fazla yenen yiyecek ise döner.


Her gün 7 milyon kişi dışarıda yiyor

Bununla birlikte Plato Meslek Yüksek Okulu Aşçılık Bölüm Başkanı Ece Şener’in 2014 yılında bir gazeteye verdiği bilgilere göre Türk insanı haftada en az altı öğününü dışarıda yiyor. Büyük şehirlere bakıldıkça bu sayılar daha da yükseliyor. İstanbul’da her gün dışarıda yemek yiyen insan sayısı yaklaşık 7 milyon. Bütün bunlar bir araya geldiğinde insanları dışarıda yemek yemeye neyin cezbettiği sorusu akıllara geliyor.


Sadece doğrudan iletişim yeterli değil

Özellikle teknolojinin gelişmesi, kadının iş hayatındaki rolünün artması ve gıdalara ulaşımın kolaylaşması insanları evde yemek yeme alışkanlıklarının azalmasına neden olduğu bilinen bir gerçek ama bunlar tek başına yeterli değil. Örneğin Ceyhun Kuburlu’nun ‘Deli Misin Sen adlı kitabına baktığımızda Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın’ın 2014 yılında 50 milyon yemeği kullanıcılarına ulaştırmış olduğu bilgisini görüyoruz. Yani insanların yemeği görmeden, kokusunu almadan verdikleri 50 milyon sipariş. Peki bunları sadece iletişim becerileriyle sağlanmış olabilirler mi?

Hayır. Burada karşımıza yemeklerin görselleri ve sunumu çıkıyor. Sadece online siparişlerde değil çevremizde görebileceğimiz her yerde reklamlarla birlikte gelen yemek görsellerine maruz kalıyoruz. Reklam panolarında gördüğümüz bir pizzanın fotoğrafı ya da menüden dahi hissedebileceğimiz bir sıcaklığa sahip hamburgerin ağız sulandıran görüntüsü. Bunlar bizim yeme içme alışkanlıklarımızı önemli ölçüde değiştiriyor. Yoksa daha ucuza alınabilecek aynı tada sahip başka bir yiyecek markası varken neden görsellerin yoğun olarak kullanılmış olduğu bir fast-food zinciri ya da dönerciye gidelim. Tabi bunların yanında pek çok etken de var: temizlik, bütçeye uygunluk, yapılan reklamlar gibi ama yeme- içme görselleri ‘bir kere denemeliyim’ düşüncesini insanların aklına sokuyor.




Müşteriyi yemek seçiminde %90 görseller yönlendiriyor

Günümüzde görselleri iyi bir şekilde kullanan ve iyi sonuçlar alan markaları gören irili ufaklı diğer firmalar görsellere başvurmaya başlamış durumdalar. Profesyonel ya da amatör şekilde çektikleri ürün fotoğraflarını menülerine koyan firmalar daha iyi sonuçlar almayı bekliyor fakat burada önemli olan görselin gerçek anlamda müşteriye yeme isteği uyandırması. Reklamcılık alanında gastronomi ve moda fotoğrafçılığı yapan Erkin Şahin yiyecek görsellerinin insanlar üzerindeki etkili olduğunu söylüyor. Şahin “Bir insanı yeme ya da satın alma davranışına yönlendirebilecek pek çok şey var. Örneğin büyük mağazalar bunu büyük halkla ilişkiler departmanları sayesinde çok iyi bir şekilde yapıyorlar ama biz insanlar sadece oralara gidip yemek yemiyoruz. Gün içinde karşılaştığımız insanlar, arkadaşlarımız hatta biz sürekli aynı yemekleri yediğimizde sıkılır ve aklımıza başka bir şeyler yemek gelir. Görseller burada devreye giriyor. Bence küçük ölçekli bir firmanın sırf menüye görsel ekledi ya da hamburgerin fotoğrafını büyük koydu diye müşteri çekmez. Oraya gelene kadar diğer faktörler yani reklam, sunum ve pazarlama daha çok iş görüyor. Fakat müşteri o restorana girdiği andan itibaren yönlendirmenin %90’ı görseller sayesinde oluyor. Eğer pahalı ama görseli hoş bir tabak varsa mutlaka deneme isteği uyandırıyor.” diyor.


Sefer tasının yerine online sipariş

Küçük markalara göre daha fazla görsel kullanan büyük markalarda da durum çok farklı değil. Denenmesi daha fazla istenen bir smoothie onları görseller kullanarak yeme ihtiyacı oluşturmalarını sağlıyor ve gerçek anlamda yemeden duramamamıza neden oluyor. Sadece pizza yiyecekken tatlı, içecek ve patates üçlüsünün de gözümüze daha güzel görünmesini sağlıyor.

Öte yandan bu restoranlar müşterinin sadece ilgisini çekmiyor. Aynı zamanda onlar üzerinde psikolojik bir süreç uyguluyor. Yemek yeme şeklimiz, süremiz ve yemeği paylaşım şeklimiz geçmişe göre değişmiş durumda. Örneğin eski uzun sohbetler eşliğinde yenen yemeklerin yerini hızlıca yenen öğle yemekleri ve Kemal Sunal’dan hatırlayacağımız iş yerine götürülen sefer taslarının yerini ise online siparişler aldı. Bunlar zaman içinde olması muhtemel şeylerdi ama süreci hızlandıran ana faktörlerden birinin firmaların kullandıkları fotoğrafların olmadığını unutmamak gerek.

3 görüntüleme

©2019 by Onur Kenar. Proudly created with Wix.com