Çin "Yeni İpek Yolu Projesi"

Reklam Kampanya Analizi dersi kapsamında Çin'in Yeni İpek Yolu Projesi'nin dünya ve Türkiye şartlarında incelenmesi. Bu proje kapsamında uygulanabilecek projelerin tasarımı ve çalışacak firmaların belirlenmesi.



Çin’in Yeni İpek Yolu projesiyle pek çok ülkenin birbirine bağlanması bekleniyor. Çin’in kazan-kazan durumu olarak açıkladığı proje ile herkesin kazanacağı ve yeni ticaret yollarının önünün açılacağını söyleniyor. Çin yakın zamanda çevre ülkelere yatırımlar yaparak bu ağın gelişmesi için otoyollar, demiryolu ve deniz limanı terminalleri kurmaya başladı. Bununla birlikte yatırım yapılan ülkelerin bu yatırımları kendilerinin karşılayacak durumda olmaması ve bu ülkelerde iç karışıklıkların yaşanması bazı ülkeler tarafından bu projenin 2. Marshall Planı olarak bahsedilmesine neden olmuş durumda. Batı tarafından, yatırım yapılan ülkelerin sadece inşaat alanında bir ilerleme kaydedip geri kalan eğitim, yoksulluk, yolsuzluk sorunlarını çözmeye katkı sağlayıp sağlamayacağı bir diğer problem olarak görülüyor.

Proje ile enerji santralleri, sanayi bölgeleri, madenler ve fiber optik ağların kurulması hedefleniyor. Tabi bu tarz yatırımların gerçekleşmesi için güvenlik şart. Çin’de bu şekilde düşünüyor olmalı ki deniz yolunda oluşturmaya çalıştığı Deniz İpek Yolu projesi için Cibuti’ye donanma üssü kurmuş durumda ve yol üstündeki pek çok adayı üstlere çevirmeye devam ediyor. Buna String of pearls (İnci dizisi teorisi) diyorlar bu sayede hem ticaretin hem de gemilerinde kontrolünü sağlamış olacak. Bu gemiler sadece ticaret gemileri olmayacak.

Batılı ülkeler projeye karşı temkinli. Özellikle ABD hali hazırda Çin ile bir ticaret savaşı/yarışı içerisinde. Son dönemde Çinli Huawei’ye olan yaptırımlar, Kuzey Koreyle yakınlaşma süreci, Japonya ve Güney Kore’nin Çin ile olan mevcut siyasi durumu Çin’i bu projeye daha çok sarılmaya itiyor. Komünist Çin’in böyle bir güce sahip olabilecek olması ihtimalide diğer güçleri tedirgin ediyor. Projenin bir ucu olan İngiltere Brexit ile AB’den çıkacak gibi, Çin’e borcunu ödeyemeyen ülkelerin bazılarındaki işletmeye Çin 99 yıllığına el koymuş durumda (Pakistan) buna ek olarak Avrupa ülkeleri Çin’inde ticarete kapılarını açmasını istiyor çünkü Çin mal satsa da mal almaya yanaşan bir ülke değil.

Türkiye tarafından baktığımızda ise projenin terörü bitireceği ve güvenlik sorunlarını çözeceği öngörülüyor. Çin’in ilk denizaşırı hızlı tren projesi Ankara- İstanbul hattıydı. Çinli firmalar Türkiye’de yatırım yapmaya devam ediyor. Türkiye ise projenin kendi ayağına Çanakkale Köprüsü, Yeni Havalimanı ve Marmaray gibi projelerle destek oluyor. Bununla birlikte Çin’e karşı bir önyargıda var. Diğer ülkelerin olduğu gibi Türkiye’de Çin’in kapılarını Türk mallarına açması gerektiğini söylüyor. Hali hazırda ticaret arası denge 1e10 oranında.


Sorular


1. Bu projede ne tür ürünler yer almalı, almalıdır?


Daha çok teknolojinin getirdiği inovasyonu destekleyen endüstri 4.0 ile uyumlu ürünler yer almalı. Fiber optik kablolar, akıllı şehirlerin oluşturulmasında önem arz eder. Ayrıca yazılımlar ve robotik teknolojisi bu yol üzerinden diğer ülkelere aktarılması gereken ürünler arasındadır. Yenilebilir enerjinin üretimini sağlayan paneller, rüzgâr gülleri ve piller yer alması gereken diğer ürünler olarak gösterilebilir. Yani sadece enerji, hammadde değil bunun gelecekte devam etmesini sağlayacak, ülkelere getirisi fazla optimizasyon oranı yüksek ürünler.


2. Bu projede ürünlerin yanı sıra ne tür yeni hizmetler yer almalıdır?

Projedeki ülkelere baktığımızda çoğunun gelişmekte olan ülkeler olduğunu görebiliyoruz. O yüzden bu ticaret yollarına yapılan yatırımlar doğrudan bu ülkelerle diğerlerinin teknolojik altyapılarını birbirlerine bağlama kapasitesine sahip. Oluşturulabilecek hizmetler yol üzerindeki ülkelerin mevcut operatörlerinin anlaşarak tek tip operatör uygulaması ile kesintisiz iletişim sağlayabilir. Ülkelerin kuracakları robotik ticaret ağları ile anlık siparişler, kargolanabilir, yola çıkabilir.


3. Yenilikçi hangi projeler yer alabilir?

Özellikle son dönemde karşımıza iki kavram karşımıza çıkıyor. Birincisi endüstri 4.0 diğeri ise temiz enerji. Ayrı ayrı bakabileceğimiz gibi bir araya geldiklerinde de oldukça hoş gözüken iki kavram bu. Bende yenilikçi projelerin bu iki kavram üzerinden gitmesi gerektiğini düşünüyorum

Öncelikle özellikle son dönemde bu alanda gelişme göstermek isteyen ülkemiz yazılım teknolojilerine ve siber güvenliğe önem vereceğini söyledi. Bununla birlikte Çin’in Huawei’si bu alanda faaliyet gösteren çalışmalar yürütüyor. Örneğin siber güvenlik alanında kendini ABD’ye karşı güçlendirmeye çalışırken, cloud teknolojileri ile de veri depolama, saklama ve işleme gücünü arttırmayı amaçlıyor. Türkiye’de ise Turkcell son dönem veri merkezleri yatırımlarına önem veriyor ve açıklamalarına göre operatörlerin veri taşımaktan daha fazlasını yapmaları gerektiğini söylüyor. Hali hazırda bu iki firmanın teletıp teknolojisi için proje üzerinde çalıştığı biliniyor. Bende 65 ülkenin lojistik, enerji, iletişim, yazılım ve pek çok diğer alanda iş birliği yapacağını öngörerek akıllı şehirlerin hızlı bir şekilde faaliyete geçirilebileceğini düşünüyorum. Mesela İstanbul gibi projenin göbeğinde olan bir şehir hızlı bir şekilde tam fonksiyonlu bir akıllı şehire dönüşebilir. Daha iyi aklımızda canlandırabilmemiz için: döşenen fiber optik kablolar ile akıllı şebekeler oluşturularak sanayi bölgelerine daha sağlıklı enerji verilebilir, yollardaki ışıklar günün farklı saatlerine göre daha az ya da fazla enerji vererek tasarruf sağlanabilir. Ayrıca şehirdeki bu şebekeler tarafından toplanan veriler Turkcell’in Çorlu ya da daha yakındaki bir merkezinde işlenerek güncel hava, trafik, kirlilik ya da güvenlik kaynakları olarak kullanılabilir. Vestel’in de ortak olarak girebileceği bu alan ile Huawei- China Mobile ile teknoloji, fiber altyapı ve yazılım alışverişi yapılarak yerli üretimin gelişmesi sağlanabilir. Vestel City’de işlenebilecek bu teknoloji akıllı şehirlerin geliştirilmesine teknolojik altyapı sağlayabilir. Bu da Ar-Ge’nin daha ucuz maliyetlerle yapılmasını sağlar.

Bütün hepsine ek olarak bulut teknolojisi ve siber güvenlik alanına verilen önem ile Yeni İpek Yolu üzerinde taşınacak teknolojiler bu alanında desteklenmesini sağlanacak. Örneğin Turkcell’in veri merkezi bölgesel bazda yayılabilecek hale gelebilir. Uluslararası ticarette bu veri merkezinin kullanılması ticaretin akışının kontrolünü daha stabil ve dengeli hale getirerek, istenilen ihracat hacimlerine daha kolay ulaşılmasını sağlar. Son dönemde dünya da ve Türkiye’de bankacılık ve diğer sektörlere karşı siber saldırılar oluyor. Son saldırıda bankacılık sistemleri oldukça zarar gördü. Yapılacak yen. İpek Yolu Siber Güvenlik Anlaşması ile bu ülkelerin bu alanda ortak bir sistem oluşturup bu ticaret, bankacılık ve lojistik verileri bu ağ üzerinden güvenle paylaşılarak (aynı zamanda pek çok ülkeye yayılan bu ağ verilerin aktarımını kolaylaştırarak güvenliği arttırabilir) siber saldırılara karşı ortak bir görev gücü oluşturabilir.

Yol üzerinde kurulacak büyük lojistik merkezlerinde mallar kümelenerek buralar büyük depolar olarak kullanılabilir. Bu sayede oluşturulacak bu yeni depolama sistemi endüstri 4.0 ve 5G teknolojisiyle uyumlu bir şekilde çalışarak anında kargolama, yerinde takip yaparak ürünün ne zaman, nasıl, hangi şartlarda ulaştırılacağı kontrol edilebilir. Bu sisteme drone taşımacılığı da eklenerek ürünlerin kırsal bölgelere, ulaşması zor alanlara ulaşımı sağlanır.

Çin’in büyük firmalarından bir diğeri Alibaba’nın bu yeni hizmetlerden birinde yer alabileceğini düşünüyorum. E-ticaret devi Alibaba bir nevi toptancı olarak hizmet vermekte. Bu şirketin İpek Yolu projesinin devreye girmesiyle ticaret hacminin artabileceği kolaylıkla öngörülebilir. Alibaba gibi bir firmanın sahip olduğu ağ projeye aktarılırsa uluslararası ticaretin daha hızlı ve güvenli altyapısı sağlanabilir. Projeye ortak gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin çoğunun kendi posta altyapısı ve iletişim operatörleri var. Bunlar belli bir çatı altında bir araya geldiğinde yerli ürünlerinin e-ticaretinin uluslararası ölçekte yapılması daha kolay hale gelebilir. Güzargah üzerinde oluşturulacak “ticaret koloni sistemi”yle ticarete robotik- drone taşımacılığı entegre edilebilir. Bu sistem sayesinde küçük kargoların kırsal alanlara ulaşımı sağlanabilir, büyük kargolar içinse doğrudan imalathaneye ulaşan bir koridor oluşturulabilir. Arttırılan Yeni Havalimanın kargo kapasitesi ticareti doğrudan hat açılmamış pek çok ülkeye taşımaya yardımcı olur. Yeni İpek Yolu’nun üçüncü ayağı olabilecek hava taşımacılığı Türkiye’nin merkezde görev aldığı bir üst oluşturabilir. Doğrudan Pekin’den İslamabad’dan Moskova’dan gelen ürünler geniş hava koridorları ile ipek yolunu daha önce planlanmayan yerlere ulaştırabilir.

Ayrıca İpek Yolu’nun kendine özel dinamiklerinin bu projede kullanılmaya devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. İpek yolu geçmiş çağlarda ipeğin ve baharatın taşındığı bir yoldu. Bende bu yolu Türkiye’nin son dönemde sıkıntıda olan tekstil alanı için bir yaşam suyu olabileceğini düşünüyorum. Bu yol üzerinden taşınabilecek ucuz hammadde Türkiye’nin dünya çapında ün yapmış atölyelerinde kaliteli bir şekilde işlenerek buradan Avrupa pazarına rahatlıkla sokulabilir.

Bir diğer fikrim ise turizm alanında. İpek yolu sadece malların değil kültürlerin, fikirlerin ve insanların taşındığı bir yol. Bu alanda zengin kaynaklarımızı kullanarak Türkiye’yi büyük bir Silkroad Showroom’una çevirebileceğimizi düşünüyorum. İnşa edilecek yeni nesil kervansaraylarla turizme büyük katkı sağlanabilir. Son dönemde büyük bir düşüş yaşasa da Türkiye hala büyük bir turizm ülkesi ama buna rağmen Asya ülkelerinden yeterince turist çekemiyor. Bunun başlıca sebeplerinden bazıları tanıtım eksiklikleri, güvenlik endişeleri ve ulaşımın doğrudan sağlanamaması. Proje zaten bunların çoğunu çözme üzerine kurulu iş birliği, güvenlik endişelerinin azaltılması ve en önemlisi ülkeler arası ticaretin artması. Bu sadece malların ülke değiştirmesi anlamına gelmeyecek. Sonuç olarak oluşturulacak bu kervansaraylar ile 7 bölgenin 7 şekli 7 farklı mimari ile turistlerle buluşturulacak.

4. Bu projeler, ürünler ve hizmetler


A) Global ölçekte,

Bu projeler, ürünler ve hizmetler global anlamda “iyi teknoloji” ya da “alternatif yol” olarak konumlandırılabilir. İyi teknoloji çünkü projedeki pek çok ülke henüz gelişmemiş ve bu teknolojilere ihtiyaçları var Çin’inde yatırım yapmaya. Alternatif yol ise aslında biraz Batı’ya kafa tutan bir konumlandırma ama olası sonucu bu. Zaten Çin bu şekilde kendi alternatif yolunu kuruyor.


B) Türkiye ölçeğinde nasıl konumlandırılmalı?

Türkiye ölçeğinde ise “ucuz teknoloji” ya da “ucuz inovasyon yolu” olarak konumlandırılabilir. Projeler Türkiye’nin geç kalmış teknoloji yatırımlarını destekler ve bunu ülkeler ucuz ve hızlı bir şekilde yapar. Getirilen ürünler ve hizmetler altyapının oluşturulmasını ve Ar-Ge’nin daha ucuz maliyetlerle yapılmasına olanak verir.

35 görüntüleme

©2019 by Onur Kenar. Proudly created with Wix.com